Hızlı İletişim : 444 1 659 | Tüm psikolojik faaliyetlerin buluştuğu en üst kuruluş!
Öfke kontrolü

makale3

Hepimiz, öfkenin ne olduğunu biliyoruz. Kesinlikle normal; genellikle sağlıklı ve insani bir duygudur. Ancak kontrolden çıkması ve yıkıcı olmaya başlaması, problemlere yol açar. Öfke kontrolü kişisel ilişkilerinizde ve tüm yaşam kalitenizin belirlenmesinde niteleyicidir.

Öfkenin Doğası

Uzmanlık alanı öfke olan Psikolog Dr. Charles Spielberger;  öfkenin hafif sinirlilikle şiddetli hiddet arasında değişim gösteren duygusal bir durum olduğunu ifade eder.  Diğer duygulara benzer şekilde, bireyde fizyolojik ve biyolojik değişimler görülür. Kalp atışlarında ve kan basıncında, enerji düzeyinde, hormonlarda,  adrenalin ve noradrenalinde artma, görülen etkiler arasındadır.

Öfke, iç ve dış kaynaklı olabilir. Birisine kızabilirsiniz veya kişisel sorunlarınız yüzünden gergin olabilirsiniz. Travmatik veya rahatsız edici hatıralar da öfkeyi tetikleyebilir.

Öfkeyi İfade Etmek

Öfkeyi içgüdüsel ve doğal ifade etmenin yolu, agresif cevap vermektir.  Öfke, doğal ve tehditlere yönelik bir tepkidir. Güçlü ve agresif duygu ve davranışları harekete geçirir. Böylelikle, tehdit edildiğimizi hissettiğimizde savaşabilir ve kendimizi savunabiliriz. Doğası gereği öfke, hayatta kalmak için gereklidir.

Diğer taraftan; öfkemizi fiziksel şiddete başvurarak ifade etmemiz, kanunlar, sosyal normlar ve sağduyumuz sayesinde öfkenin kontrolünü kaybetme konusunda yaptırım uygular.

Öfkemizi kontrol altına almak için, bilinçli ve bilinçsiz çeşitli işlemler kullanırız. Bu süreçleri üç ana başlık altında inceleyebiliriz; açığa vurmak, bastırmak ve sakinleşmek. Saldırgan olmayan ve kendinden emin bir şekilde öfkenin dışarı vurumu son derece doğal bir yöntemdir. Bunun için,  neye ihtiyacınız olduğunu ve nasıl elde edeceğinizi net bir şekilde, kimseye zarar vermeden dile getirebiliyor olmalısınız. Kendinden emin olmak burada, kendinize ve diğerlerine saygılı olmayı gerektirir.

Öfke bastırılabilir, dönüştürülebilir ve yeniden yönlendirilebilir. Öfkenizi içeride yaşamanın bedeli budur. Olumsuz duyguya yoğunlaşmayı bırakıp, olumlu bir şeye odaklanmak en iyisidir. Bu şekilde öfkeyi kontrol altına alıp, yapıcı davranış şekilleri sergilenebilir.

Bu yolla verilen tepkiler dışa vuruma izin vermiyorsa, kişi kendisine zarar verebilir ve hipertansiyon, yüksek kan basıncı veya depresyon riski taşır.

İfade edilmeyen öfke, diğer sorunları da beraberinde getirecektir. Pasif-agresif davranış şekilleri gibi,  öfkenin patolojik dışa vurumuna sebep olabilir veya sürekli küçümseyen ve düşman bir kişilik ortaya çıkabilir.  Diğerlerini denetim altında tutan, her şeyi eleştiren, alaycı yorumlar yapan kişiler, öfkelerini yapıcı şekilde ifade etme sorunu yaşamaktadır. İlişki kurma konusunda problemlidirler.

Nihayetinde kendi kendinize sakinleşmeyi öğrenebilirsiniz. Bu, sadece davranışlarınızın değişmesi anlamına gelmez, aynı zamanda iç dünyanızın da sakinleşmesi anlamına gelir; kalp atışlarınızı yavaşlatabilirsiniz ve duygularınızı yatıştırabilirsiniz.

Dr. Spielberger durumu; “bu üç teknik de işe yaramazsa, bir şeylerin veya birilerinin zarar görmesi kaçınılmazdır” şeklinde ifade eder.

Öfke yönetiminin amacı, hem öfke hissinizi yatıştırmak hem de öfkeye neden olan psikolojik uyarılmayı azaltmaktır. Öfkelenmenize neden olan şeylerden veya insanlardan kurtulamazsınız veya onları değiştiremezsiniz; ama reaksiyonlarınızı kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz.

 

Öfkeyle Sorunlarıyla Başa Çıkabilme Becerisi

Kızgın duygularınızın yoğunluğunu, öfkelenme eğiliminizi ve başa çıkmakta ne kadar başarılı olduğunuzu ölçen psikolojik testler var. Öfke sorununuz varsa bunun zaten olasılıkla farkındasınızdır. Kontrolden çıkmış ve korkutucu tavırlar sergileme eğiliminiz varsa, bu duyguyla başa çıkabilmek için daha sağlıklı yollar bulmanız gerekiyor olabilir.

Bazı İnsanların Diğerlerinden Daha Öfkeli Olma Nedenleri

Öfke kontrolü uzmanı DR. Jerry Deffenbacher, bazı insanların gerçekten daha öfkeli olduğunu belirtiyor. Daha çabuk kızıyorlar ve bunu daha yoğun bir şekilde yaşıyorlar. Bunun yanında, öfkelerini gürültücü ve dikkat çekici biçimde dile getirmeyen insanlar da var. Bu tip hastalar kronik olarak asabiler ve huysuzlar. Kolay sinirlenen insanlarda her zaman sövme ve bir şeyleri fırlatma gözlenmese de; sosyal anlamda geri çekilme, küsme veya fiziksel hastalıklar görülebiliyor.

Çabuk sinirlenen insanlar, psikologların “hayal kırıklığına karşı düşük tolerans” olarak tanımladıkları duruma maruz kalıyorlar. Daha açık ifade etmek gerekirse; hayal kırıklığı, sıkıntı, zahmet gibi olumsuz durumları yaşamak zorunda olmadıklarına inanıyorlar.  Küçük bir hata yüzünden düzeltilmek gibi, haksızlığa maruz kaldıklarını düşündükleri durumları görmezden gelemiyorlar.

Genetik veya psikolojik sebepler gibi, insanları bu duruma sürükleyen birkaç durum var; araştırmalar bazı çocukların doğuştan asabi, hassas ve kolay sinirlenen yapıya sahip olduklarını göstermekte. Bu semptomlar çok erken yaşlarda görülmeye başlıyor. Diğer sebepler sosyokültürel kaynaklı; öfkeyi olumsuz bir duygu olarak algılıyoruz. Depresyon, anksiyete ve diğer duyguları ifade ediliyoruz ancak öfkeyi ifade edemiyoruz. Dolayısıyla başa çıkmayı ve yapıcı şekilde yönlendirmeyi öğrenemiyoruz.

Araştırmacılar, bu konuda aile geçmişinin önemli rol oynadığını belirtiyorlar. Kolay sinirlenen insanlar tipik olarak parçalanmış, düzensiz ve duygusal anlamda iletişim kurabilme becerisine sahip olmayan aile mensupları.

Sorunu lehinize çevirmenin yanlış adımları

Psikologlar, şimdilerde bunun tehlikeli bir mit olduğu konusunda uyarıyorlar. Bu teoriyi diğer insanları incitmek için izin olarak kullananlar da bulunmaktadır.  Araştırmalar, bu tavrın öfkeyi ve saldırganlığı daha da arttırdığını ve sorunu çözmediğini de gösteriyor.

En iyi yöntem, önce öfkenizi neyin tetiklediğini keşfetmeniz ve ardından bu etkenlerin sizi çileden çıkarmasına engel olabilecek stratejiler geliştirmek ve uygulamaktır.

 

Editör : Hande Balıkcıoğlu

0 Likes
2372 Views

You may also like

Comments are closed.